Her başlangıç bir sonun, her son bir başlangıcın habercisidir; faniler olsa da bihaber. Başlangıç ile son arasında bağlantı vardır ama sanmayın ki her başlanan şeyin sonu bellidir, her şeyin değişmesine bir kelebeğin kanadı yeter, derler. Her insanın önüne yollar çıkar, çatallanan yollardan birine girince diğerleri boşa düşer ta ki yol yeniden çatallanana kadar. Olasılıklar gerçekleşir ya da gerçekleşmez. Kimine yetişirsin, kimini kaçırırsın; kimse kaçırmanın mı yoksa yetişmenin mi daha iyi olduğunu net bir mutlaklıkla söyleyemez. Kaçırdığını sandığın şey kurtuluşun, yetiştiğini sandığın şey yıkımına sebep olur ya da tam tersi, kim bilir!
İki dağcı tüm alet edevatı ve kuşamı ile hazır şekilde dağın zirvesine ilerlemektedir. Ne baştalardır ne de sonda, dağın yamaçlarından doğru zirveye ilerlemekteler. Erkek cüsseli, kadın narin görünümlü, görüntü gücün habercisi değil, ikisi de bir dağcı kadar güçlü. Nişanları sonrasında neşeli bir tırmanış içerisindeler. Nişanlarını bir zirveye ulaşıp kutlamak istiyorlar. Bütün planlara uygun şekilde ilerliyorlar. Bir dağ keçisi kadar başarılı değiller tırmanışlarında, keçiler arasından dağın etrafındaki bulutlara doğru ilerliyorlar. Uzakta bir kelebek kanadını çırpmış olacak ki her şey tersine dönüyor, ulaşılacak yer zirveyken, uçurumda dinlenirken adamın dengesi kaybolur ve yüksekten aşağıya doğru düşmeye başlar. Daha dağın yamaçlarına gelmeden hayatını kaybetmiştir. Ne zirveye ulaşılmıştır ne de nişan kutlaması gerçekleşmiştir. Elde kalan fanilerin ölümlü olduğu gerçeğidir. Olympos'dan izleyen tanrıların latifesi!
Bir olasılık kadın oradaki acısıyla mecnuna döner, kendini boşluğa bırakır ve havada süzülerek Hades'e yolculuk eder. Mağaradan bir yarasa çıktığı için diğer olasılık gerçekleşir, kadın ağlasa da sızlasa da metanetini geri kazanacak, bulutların arasından geri inecektir. Arama kurtarma ekipleri adamın cesedini bulacaklar ve hüzünle dolu bir cenaze gerçekleşecektir. Annesi, "düğününü yapacaktık evladımın" yakarışları arasında perperîşan, nişanlı genç kadının ailesi, kızının haline ayrı bir perişan, tüm sevenlerin gözlerinde hüzünlü bir bakış ve birçoklarının yanakları gözyaşı ile ıslanıyor. İşte bir son ve bir başlangıç.
Aylar sonra kadın çimlerin üzerine kayıtsızca uzanmış, bulutların şeklinde nişanlısının simasını görüyor. Beraber kurdukları hayallerin gerçekleşmemesinin hüznü ve yaşanan anların hatırasında bir teselli arayışı zihnini kurcalıyor. Hafif bir gözyaşının ardından bir anının getirdiği bir tebessüm yüzünde beliriyor. Nişanlısının sürekli, bir tiyatral şeklinde okuduğu Nazım Hikmet şiiri ve anıları onu hayattan vazgeçmekten alıkoymayı başarıyor:
YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ,BÜYÜK BİR CİDDİYETLE YAŞAYACAKSINBİR SİNCAP GİBİ MESELA,YANİ, YAŞAMIN DIŞINDA VE ÖTESİNDE HİÇBİR ŞEY BEKLEMEDENYANİ, BÜTÜN İŞİN GÜCÜN YAŞAMAK OLACAK.YAŞAMAYI CİDDİYE ALACAKSIN,YANİ, O DERECEDE, ÖYLESİNE Kİ,MESELA, KOLLARIN BAĞLI ARKADAN, SIRTIN DUVARDA,YAHUT, KOCAMAN GÖZLÜKLERİN,BEYAZ GÖMLEĞİNLE BİR LABORATUARDAİNSANLAR İÇİN ÖLEBİLECEKSİN,HEM DE YÜZÜNÜ BİLE GÖRMEDİĞİN İNSANLAR İÇİN,HEM DE HİÇ KİMSE SENİ BUNA ZORLAMAMIŞKEN,HEM DE EN GÜZEL,EN GERÇEK ŞEYİN YAŞAMAK OLDUĞUNU BİLDİĞİN HALDE.YANİ, ÖYLESİNE CİDDİYE ALACAKSIN Kİ YAŞAMAYI,YETMİŞİNDE BİLE, MESELA, ZEYTİN DİKECEKSİN,HEM DE ÖYLE ÇOCUKLARA FALAN KALIR DİYE DEĞİL,ÖLMEKTEN KORKTUĞUN HALDE ÖLÜME İNANMADIĞIN İÇİN,YAŞAMAK, YANİ AĞIR BASTIĞINDAN.
Aylarca dağlardan uzak kaldı, bu yüzden ailesinin zorlaması ile bir süre terapiye katıldı, terapiden ziyade rahmetli nişanlısının yaşama karşı tavrının anılarında belirmesi yardımcı oldu. Hep içinde bir hüzün taşısa da yaşamın rutinlerine dönmeye başladı. İşe, eve, arkadaşlara ayrılan vakitler ve dağa tırmanma planları. İlk tırmanışları üzüntülü ve zorlayıcıydı, tırmanırken sıkça gözyaşlarına boğuluyordu. Zamanla sadece içinde taşıdığı bir hüzün kalsa da dağlara büyük bir zevkle tırmanıyordu. Bir nişanlının kaybından sonra ne kadar süre geçmesi gerekiyorsa o kadar süre geçtikten sonra dağda tanıştığı bir adamla yakınlaşmaya başladı. Adam ona bazı özellikleri ile rahmetli nişanlısını andırıyordu, nişanlısının tavır ve karakteri yeni yakınlaşmaya da bir referans niteliğindeydi. Ve kadın tüm hikayenin başladığı, bir dağın bulutlarla kaplı yerinde, tırmanışa mola verdiklerinde, Nazım Hikmet'in "Yaşamaya Dair" şiirini, arkadaşlarına okuyordu. Geçmişin bir yere gittiği yoktu, gelecek ise önlerinde dağın zirvesine doğru uzanıyordu. Olympos'da Zeus ile Hera kahkahalar atmaktaydı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder