Anadolu'nun Ortodoks Topluluğu: Karamanlılar

Anadolu'nun Ortodoks Topluluğu: Karamanlılar 10.04.2017 Yasin ÇETİN Bu yazıda Ortodoks Karamanlılar v...

15 Mart 2026 Pazar

ÖZGÜR ÇIRAK'IN BAKSAN HERKES İYİ ROMANI VE ZORBA KÜLTÜR

 
ÖZGÜR ÇIRAK'IN BAKSAN HERKES İYİ ROMANI VE ZORBA KÜLTÜR

Gökten üç diş düştü, Titanlar Savaşı'nda tanrıların tanrısının yediği bir yumruk sonrası, yeryüzünde bir temel oluştu. Müteahhit kral bu temele görkemli bir bina dikti, bina yıkılsa da temel sağlam kaldı. Bu temele inşa edilen binaya bir gün Zorba Kültür taşındı. Hep mekanda var olmadı Zorba Kültür, Sevda'nın zihninden hepimize yayılıp, tümel bir kollektif yapıya dönüştü. Kenar Kitabevi ve Taksav'da bir süre toplanıldı, zamana yayıldı, mekana kavuştu. Kediler cirit attı, kuşlar bakışlara hayran kaldı. Kelimeler peşimizi bırakmadı. Berci Kristin Çöp Masalları kitabı okundu, bir gecekondu mahallesinin sokaklarında dolaşıldı. Rüzgar esti, yapraklar savruldu, insan soyları geldi geçti, fısıltılar hep yayıldı; geriye kelimeler kaldı. 


Kayıp Gergedan kitabında büyülü gerçekliğe dalındı, bir taşrada neler yaşandı, Maraş olaylarının izi edebiyatla izlenildi. Geçmişin izleri zamanda gezdi dolaştı, gelecek kuşakların bilincinde derin kuyular açtı. Zorba mekanı aştı, zamana yayıldı, tarihin kör kuyularında dolaştı. Pandora'nın kutusunu kollektif bir sohbette aradı. Tanrılar İlyada'nın tepesinde yine savaşayazdı. 


Zaman mekana yayıldı, acılar masaya yatırıldı. Yazmanın başkasını/ötekini-içimizdekini ve karşımızdakini- hissetmenin aracı olduğu bir güzel vurgulandı. Başar Yılmaz'ın Kara Kışın Gün Işığı hikaye kitabını konuşmuş, madenci babasını kaybeden kişinin özlemine kelimeler ardında şahit olmuştuk. Bilinçaltının labirentlerinde dolaşıp, ötekini anlama çabasında bir adım atmıştık. Yeni mekanda, Yılmaz bizi yeniden taşraya davet etti, Yaşadığımız Evlerde sinematografik bir romanda bizi yolculuğa çıkardı. İnsanlar hep çeşit çeşitti. Sümerli abilerin dediği gibi, "iyilik vardır, kötülük de vardır; bu böyledir", taşranın da iyisi kötüsü birbirine karışmış bir şekilde yaşar gider.


Sevda, Özgür'e bir omuz atar, Özgür Sevda'yı sıkıca kucaklar, ikisinin dayanışmasından koca bir ağaç türer; biz de gölgesinde kahvemizi içeriz. Tamam canım kardeşim, sen kahve sevmezsin çay iç, olmadı bir bardak su iç, lıkır lıkır kelimeleri iç. Dallanmış ağaç meyve verir mi? Bilinmez. Özgür'ün kaleminden kelimeler yaprak gibi etrafa yayılır. Koskocaman bir sarmaşık oluverir. Gençlere yönelik biyografiler, Sıcacık Bir Ev, Ormandan Gece Gelen, Biz de Yarın Güleriz derken sarmaşığın ucundan gözüküverir: "Baksan Herkes İyi".


İsmi uzun mu uzun bir seminer ile başlıyor seminer serisi, "'Öyle Bir Hikaye' Öyküsünden Yola Çıkarak 'Alemdağ'da Var Bir Yılan' Kitabı Neden Bu Kadar Önemli ve 1950 Öykücülüğü Üzerine Bir Söyleşi" başlığı ile maça çıkılıyor. Doksan dakikada Çırak bize on numara sunum yapıyor. İsim uzun, yol çetrefilli, Demokrat Parti iktidarı karayollarını döşeyeyazsın. Dönemin çalkantıları öykücülüğü Toplumsal Gerçekçilikten nasıl İçine Dönen İnsana yöneltiyor? Özgür anlatayazsın. Sevda alınan kaydı yükleyeyazarsa, bir koşu izleyeyazasınız! Toplumdan kopmuş bir anlatı çok da işimize gelmez, insanın bilincini unutan anlatı bize pek keyif vermez. 90+1 Özgür Çırak golü atıyor, maç Zorba Kültür Spor Kulübünün, yolu açık, bahtı açık olsun.


Biz de Yarın Güleriz'de toplanmıştı taşra, İlhami'nin İstanbul'a yaptığı apartmana, koşmuştuk kendi peşimizden apartmanın merdivenlerinden, dairenin perdesine saklanmış kendimizi bulmak için ne çabalamıştık, meğer seni arıyormuşuz, sen de kendimizi. İlhami yine bir inşaat işleri peşinde, onu bu sefer taşrada görüyoruz. Kadınlar omuzlamış bu sefer taşları, Sisifos tatile çıkmış, kahvede okey oynuyormuş. Kahvedeki taşralıya baksan herkes iyi. Bir müteahhit elimizde, onu tanıyoruz, biraz yakınıyoruz. Ercan Enişte'nin akrabası tavuk da bu taşrada dolaşıyor, henüz başı yerinde. Bir müdürümüz var, komutandan çok korkuyor, çocuklara tokat atıp dişlerini sızlatmaya pek meraklı. Baksan o da iyi herkes gibi, komutanın yanında horozlanmayı pek seviyor. O tokat nelere sebep oluyor. Muhsin Kara, kör kurşunlara gelesice, güneş gözlükleri düşüp kırılasıca... Gün tokadı yemese, arkadaşı oyundan çıkmasa, Çingene gezmeye gitmese, Sakallılar hor görülmese, Garip Dede'nin başına Maraş'da kötü şeyler gelmese, Aynur başını alıp gitmese ya da kaybolmasa, The End yazısını görürüz, Özgür'e bir teşekkür edip yerimize otururuz.


Garip Dede'nin eşinin başına Maraş'da kötü şeyler geliyor, Gün tokadı yiyor, arkadaşı oyundan çıkıyor, Çingene gezmeye gidiyor, Sakallılar mahallede istenmiyor, Aynur başını alıp gidiyor ya da kayboluyor. Tüm kıyamet bundan kopuyor, herkes bir alamete gidiyor. Özgür Çırak, Maraş olaylarında geçen kurgusunu(s. 60-64) paragraf bitene kadar sadece virgül ile donatıyor, faşizme cümleleri kusuyor(Murat G.'den etkilenmiş). Toplumsal gerçekçilik ile Bilinç anlatımını bir potada eritip, bize şahane bir roman bırakıyor. Bir de o ağızlara pelesenk olacak kitap başlığını: Baksan Herkes İyi. 

1 yorum:

  1. Çok içten, sade ve güzel duygularla örülü bir yazı. Yüreğinize sağlık😊🙏

    YanıtlaSil